Kısmetini arayan yeni gün, minareler,
zaviyeler, türbeler, hamam kubbeleri, han
eskileri arasından süzülüp güllere
değerek bereket yükünü Tire'ye
boşaltıyor. Bugün hem sıcak, hem salı. Bugün
Tire pazarı. Tartı kontrolünden sonra alışverişi
duayla açan Ahi Baba artık dillerde kalsa
da pazar duası geleneği beni sarmaşıklı bir kahvede
yakalıyor. Gecikmiş esnaf çarşı ortasında
birden durup avuçlarını gökyüzüne
çevirirken, yaprak örgüden sızan
ışıkçıklar duayla birlikte çayıma
dökülüyor. Kanuni'nin defterdarlarından
Abdüsselam Efendi, Serban Hanı adıyla yaptırdığı
Ali Efe Hanı'nı şimdi görse tanımaz; nice
yük ve tacir ağırlamış kemerli kapı, çağdaş
pazar kalabalığından bir kesiti avlu önüne
dizmiş: Bir kadın, bir soğan, bir çocuk,
bir cücük... Bir kadın, bir kap salça,
bakraç yoğurt, bir tutam asma. Hanlığından
vazgeçip otoparklaşmış Ali Efe Hanı, Aydınogulları'ndan
kalma mekânda eskiden pazartesi kurulup
sonradan salıya alınan tarihi pazarın tanıdık
seslerini dinliyor. Kutsal Efes'in antreposu Tire
binlerce yıldır ticaret soluyor. Bellere dolanmış
peştamallar yakıyor olmalı ama teyze yüzleri
para üstü verdikçe, 250 yıl para
basan Tire Darphanesi kadar gururlanıyor. İğne
oyaları Tahtakale Camii'ne yakın tezgâhlara
serili: Yazma çember kenarına dizili küpe,
lale, yıldız, elibelinde, zellengadeh motifleri.
|
|